“Halkımız bu kış, ucuz fiyatlara bol bol balık tüketecek”

Halkımız bu kış, ucuz fiyatlara bol bol balık tüketecek”

Denizlerimizde su ürünleri kaynaklarının korunmasında ve sürdürülebilir balıkçılığın sağlanmasında, balıkçılar olarak biz de üzerimize düşen görevleri yapmak zorundayız.” diyen; Türkiye Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜR-KOOP) Genel Başkanı Ramazan Özkaya, gündemdeki soru ve sorunları Köy-Koop Haber’e değerlendirdi.

 

Ülkemiz balıkçılığının potansiyeli nedir acaba?

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, irili-ufaklı 17.000 tekne ile balıkçılık yapılmaktadır. Bu tekneler yılda 450-500 bin ton balık avlıyor, ülke ekonomisine 5 milyar lira katkı, 200 bin kişiye yakın da iş istihdamı sağlıyor. Ülkemizde avlanan balığın yaklaşık yüzde 65-70’ini hamsi oluşturuyor.

 

Hamsi demişken, bu yıl özellikle Marmara Denizi’nde hamsinin bol olması fiyatları düşürdü. Bu geçici bir durum mu? Bu yıl ucuza, bol balık yiyebilecek miyiz?

Balık sezonunun açılması ile yaklaşık 17 bin tekne denizlere açıldı. İlk günde Türkiye çapında 7 bin ton hamsi tüketildi. Hamsinin bol olması herkesi mutlu etti. ‘Denizlerin incisi’ hamsinin tezgah fiyatı, Türkiye’nin farklı bölgelerinde 2 lira ile 5 lira arasında değişen fiyatlarla satılıyor. İnsanlar tezgahta satılan donmuş balığı değil, tabiki taze balığı tüketmeyi seviyor. Halkımızın hamsiye olan sevgisi tezgahlara da yansıdı. Balıkçı da, satıcı da, tüketici de durumdan memnun. Şu anda balık satışları bütün illerimizde çok iyi durumda. Bu yıl deniz bizlere iyi davranarak geçen yıllara göre çok daha bol balık verdi.

Palamut ve istavrit de ucuzlayacak. Halkımız bu kış, ucuz fiyatlara bol bol balık tüketecek.

 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ nın yayınladığı ve gelecek 4 yılı kapsayacak olan ‘Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ’ ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?

Dünya genelinde balıkçılık kaynaklarının yüzde 60’ı aşırı kullanılmakta, yüzde 25’i de tükenmiş durumda. 2012 -2013 yılı balık avcılık sezonu 1 Eylül 2012 de avlama usulleri ve esasları belirleyen korumacı yanı ağır basan, stokları koruyan, sürdürülebilirlik ilkesine uygun AB müktesebatınla örtüşen yeni tebliğ ile başladı. Protesto kargaşası yaşandı ama 24 metre sınırı ve diğer bazı kısıtlamalar bizce de gerekiyordu. Birlik olarak destekliyoruz.

 

Balıkçıkçılığın ve balıkçılarımızın son durumu ile ilgili bilgi verir misiniz?

Balıkçılarımızın tek bir amacı vardır, bol su ürünlerinin olduğu denizlerde balıkçılık yapmak. Onun içindir ki balıkçılar, stoklara baskı uygulayacak avcılıktan kaçınmak ister, sürdürülebilirlik ilkesine uymaya gayret gösterirler.

Ancak son zamanlarda balıkçıların, son model balık bulucu cihazları kullanmaları, motor güçlerini artırmaları nedeniyle gider maliyetleri yükselmiştir. 2004 yılında kullanılan ÖTV’siz akaryakıt devletin sağladığı teşvik dahil, 110 milyon civarlarında iken, 2011 yılında ise 275 milyona çıkmıştır. Buna mukabil yakalanan balık miktarı son on yıldır hemen hemen aynı miktarda ve balık satış fiyatları da 2003 yılı fiyatları ile aynı olması, balıkçıları zaman zaman stoklara zarar verecek şekilde avlanmaya mecbur bırakmıştır.

 

Ülkemizdeki balık avcılığı ve avlanma konusunda ne gibi tedbirler var?

Ülkemizde balık avlama miktarı en üst seviyeye çıkmış durumda. Bundan sonra fazla miktarda balık yakalamak mümkün görünmemektedir. Onun içindir ki balıkçıların gider artırıcı yatırımlardan kaçınmaları, hatta gider tasarrufu sağlayacak şekilde yatırımlara dönmeleri gerekmektedir.

Sadece balık miktarlarında ve stoklara baskı uygulaması ülkemiz balıkçısı tarafından yapılmamaktadır. Biraz önce söylediğim gibi, dünyada balık stoklarının %65 i aşırı avcılık baskısı altında olup, %25 de yok olmuştur. Bunun için dünya mirası olarak kabul edilen ve yenilenebilir kaynak olan su ürünleri avcılığında, stoklara zarar vermeyecek şekilde avcılık yapılması için bir dizi tedbirler alınmaktadır. Bu tedbirler yer zaman ve boy yasakları olarak uygulanmaktadır.

 

Son dönemde balıkçılığımızda ne gibi değişimler oluyor?

Özellikle ülkemizde balıkçılık sektörü AB ye giriş için müracaat sonrası her sektörde olduğu gibi balıkçılıkta da değişim ve dönüşümler olmaya başladı. Bunlardan bazıları uzaktan algılama sistemi, ortak balıkçılık politikası kapsamında Su Ürünleri Bilgi Sistemi (SÜBİS) gibi uygulamalar yapılmaya başlamıştır. Tekne reisleri bu değişim ve dönüşümlere uymak için yoğun çaba içerisindedirler.

 

Kooperatiflerinizin sorunları nelerdir? Bu sorunlarınızdan biraz bahseder misiniz?

Balıkçılık Sorunlarımıza bakıldığında; Denize açılırken ilk kullandığımız yer balıkçı barınaklarıdır. Tarım ödeneklerinden kesilen paralar ile Ulaştırma Bakanlığınca yapılan balıkçı barınakları, Su Ürünleri Kooperatiflerine kiralanmak üzere; Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından, Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne kira bedeli yazı ile bildirilir.

Ancak, bundan sonra Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kira için bildirdiği miktarı dikkate almaz, zaman zaman dört beş katı bir ücretten kiralamalar yapılır.

Bazı balıkçı barınakları ne yazık ki hâlâ kiralanamamakta. Yapılan balıkçı barınaklarla yasa ile Su Ürünleri Kooperatiflerine kiralanması gerekirken, değişik kuruluşlar talip olmakta, kiralamaları geciktirmekte, bu durum yıllarca sürebilmektedirler.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın belirlediği tekne bağlama ücreti aynı kalmasına rağmen, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, bu hesaplamayı dikkate almayarak, ücreti birkaç kat artırabilmekte. Ayrıca, brüt gelirin yüzde 10’unu hazineye yatırılması hükmünü koymaktadır. Dayanak olarak da; Balıkçı Barınaklar Yönetmeliğinin 14. maddesi, 6237 Sayılı Limanlar İnşaatı Hakkındaki Kanunu’nun 5’inci maddesine göre ‘her yıl brüt gelirin yüzde 10’u barınak işletmecisi tarafından hazineye intikal ettirilir’ gösterilmektedir.

Balıkçı barınaklarının geliri, balıkçı barınağına tekne bağlama sayısı kadardır. Ancak, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, gelirin %10’u sadece tekne bağlamalarından alınan paradan değil, kooperatifin tüm gelirlerinden -balık satışlarından üyenin ihtiyacı olan malların üyeye temininden kooperatiflerin altığı her kuruşun %10’unu- almakta. Çalışanların sigortası, vergisi ve ödenen balıkçı barınak kirası dikkate alınmamaktadır.

Kooperatif, balıkçının ihtiyacı olan bir teneke motor yağını; üyesine %1 kar ile verdiğinde, buna da fatura kesildiğinden, yağ parası brüt kabul edilip, bunun üzerinden %10 alınmakta. Bu da kooperatifleri zor duruma sokmaktadır. Bu nedenle istemeyerek de olsa kooperatifler, kayıt dışı işlemlere zorlanmaktadır. Bu haksızlığın acilen giderilmesi gerekmektedir.

 

Türkiye Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜR-KOOP) olarak ortaklarınızın hangi temel sorunları hakkında çalışmalar yapıyorsunuz? Başlıklar halinde sıralayabilir misiniz?

Arz-talep dengesinin kurulamaması sonucu, yakalanan balıkların reel fiyattan satılamaması.

Balıkçılarımız giderleri karşılamamakta bunun sonucu olarak stoklara baskı olacak şekilde avcılık başlamaktadır.

Tekne sayısının sabitlenmesine rağmen kullanılan son model balık bulucu cihazların kullanılması, makine güçlerinin yükselmesi, avlanma araç gereçlerinin büyümesi, avlanma gücünün artması.

Motor güçlerinin büyümesi ve balık bulucu cihazların kullanılması sonucu teknelerin giderlerinin yükselmesi.

Bir anda piyasaya bol miktarda balık sürülmesi.

Balıkçılarımızın sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmaması.

Balıkçılarımızın borçlarının her yıl artması.

Koruma alanlarının hayata geçirilememesi.

Stok tespitlerinin yapılmaması.

Balık satışlarında su ürünleri kooperatiflerinin aktif olmaması.

 

Klasik bir soru soralım. Peki bu sorunlarınıza rağmen ‘hiç mi güzel şeyler olmuyor bu memlekette?’

Ekim ayı içerisinde sayın başbakanımızın katılacağı toplantıda, “Kooperatifçilik Strateji Belgesi”nin kabul edilmesini açıklayacak olması kooperatifçilik açısından çok olumlu bir gelişme olacağını düşünüyorum. Ayrıca;

Balıkçılıkta, kamu örgütlenmesinde, güçlü balıkçılık filomuzu sevk, idare ve kontrol edebilmek, denizlerde sürdürebilirliliği sağlamak. Halkın hijyenlik şartlarda balık yemelerini temin etmek ve balıkçılık sorunlarına çözüm bulmak için Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü kurulmuş, Genel Müdür olarakta; balıkçılık sektörünü tanıyan, balıkçıların sorunlarını bilen, Sayın Duralı Koçak’ın atanması balıkçılar için bir şanstır.

50 kg üzerinde yakalanan balığın nakli sırasında nakil belgesini düzenlemede kooperatiflerin yetkilendirilmesi.

Balıkçı teknelerine 2002 yılından itibaren yeni ruhsat verilmemekte. Ancak tekne sayısı sabitlenmiş olsa bile, ne yazık ki motor güçleri artmakta. Son model balık bulucu cihazlar kullanılmakta, ağ boyları uzamakta, bunun sonucu olarak avlama gücü artmaktadır. Bakanlık, bu yıl denizlerimiz için çok fazla olan tekne sayısını azaltmak ve avlanma gücünü düşürmek için; 12 metrenin üzerindeki teknelerin bedelini ödeyerek, gönüllülük esasına uygun olarak, avcılıktan çekilmesi için bir proje başlatmıştır. Bu proje balıkçılık için tarihi bir adım olmuştur. Sayın Bakanımıza teşekkür ediyor, bu projenin ileriki yıllarda da devam etmesini istiyoruz.

 

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Denizlerimizde balık avlamak için yapılan yatırımın karşılığı, yenilenebilir kaynak olan su ürünleridir. Şayet biz dünyanın ortak mirası olarak da kabul edilen balıkların, FAO’nunda kabul ettiği şekilde en az bir defa yumurtlama yapabilmesine müsaade edilecek şekilde, avcılık yapılması sağlanabilir koruma alanları yaratabilir, yer zaman ve boy yasağına uyabilir, giderleri azaltabilir veya en az sabit tutabilir. Ayrıca arz-talebi dengeleyip piyasaya talep kadar balık sürüp, balığın reel fiyattan satılmasını sağlar isek, denize yapılan yatırımların karşılığını uzun seneler alabiliriz .

 

Kaynak: Koy-Koop Haber