Balon ve Aslan Balıklarının Yayılım Alanlarının ve Olası Mücadele Yöntemlerinin Araştırılması (BAYOMA) Projesi

Balon ve Aslan Balıklarının Yayılım Alanlarının ve Olası Mücadele Yöntemlerinin Araştırılması (BAYOMA) Projesi

Akdeniz Su Ürünleri Üretim Eğitim ve Araştırma Enstitüsü tarafından başlatılan Balon ve Aslan Balıklarının Yayılım Alanlarının ve Olası Mücadele Yöntemlerinin Araştırılması (BAYOMA) projesinin ilk toplantısı yapıldı. İki gün süren toplantıya Kaymakam Murat Uz, Belediye Başkanı Süleyman Topcu, Enstitü Müdürü Rızvan Süyek, Çukurova Üniversitesi'nden Prof. Dr. Fatih Özoğul, İstanbul Lütfi Kırdar Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi Hiberbarik Kliniği'nden uzman doktor Selin Gamze Sümen, Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği adına Su Ürünleri Yük. Mühendisi Ayşegül Taşdemir, Antalya Büyükşehir Belediyesi Demre Koordinatörü Özdemir Sevinç, Çanakkale'den Hatay'a kadar kıyısı olan illerin ve ilçelerin Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinden su ürünleri mühendisleri katıldı.

Toplantının ilk gününün ilk oturumunda Enstitü yetkilileri Bayoma projesi hakkında bilgilendirme sunumları gerçekleştirdi. İlk oturumdaki sunumların ardından Sür-Koop temsilcisi olarak Su Ürünleri Yük. Müh. Ayşegül Taşdemir “Sür-Koop’un Bayoma Projesine Bakışı” konuşmasını gerçekleştirdi. İkinci oturumunda ise Prof. Dr. Fatih Özoğul “Balon ve aslan balıklarının denizlere, insan sağlığına etkileri ve balon balığının tetradoxin içeriği”üzerine sunum gerçekleştirdi.

Toplantının ikinci gününün ilk oturumunda; Uzman Doktor Selin Gamze Sümen “balon ve aslan balıklarının insan sağlığına etkileri” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Düzenlenen panellerde projenin amacı anlatılırken, yapılacak çalışmalar hakkında katılımcılar bilgilendirildi.

Projenin çalışmalarına Akdeniz ve Egede bulunan balıkçılarımız da katkı sağlayacaklar. Yakaladıkları balon balıklarını barınaklarında bulunan soğuk havalarda veya enstitünün sağladığı soğutucu dolaplarda muhafaza ederek bakanlık yetkililerine teslim edecekler.

 

PROJENİN ÖZETİ:

Akdeniz’ deki tür çeşitliliğinin farklılaşmasında ki en büyük etken, 1869 yılında Kızıldeniz ve Akdeniz’i birbirine bağlayan Süveyş kanalıdır. Süveyş Kanalının açılmasıyla bu iki deniz arasındaki coğrafik engeller kalkmış ve Akdeniz bu kanal aracılığıyla yabancı denizel türlerin yoğun göçüne maruz kalmıştır. Lesepsiyen göçü olarak adlandırılan bu göçte; Kızıldeniz’den Akdeniz’ e 67 balık türü geçmiş olup, bu türlerin ekolojik ve ekonomik etkileri, Akdeniz ekositeminde ve bölgedeki balıkçılık faaliyetlerinde çarpıcı bir şekilde kendini göstermektedir. Türkiye, lesepsiyen göçünden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğundan bu türlerin kıyılarımıza yerleşmeleri, bazı yerli türlerin stoklarında ve yaşam alanlarında değişimlere neden olmuştur. Lessepsiyen türlerin bir kısmı ticari değere sahip olup, pazarda kendilerine yer bulabilmişken, balon balıkları gibi türler, içerdikleri öldürücü denizel toksin nedeniyle ticari değere sahip olmadıkları gibi, balıkçılık faaliyetleri, deniz ekosistemi ve kıyı toplum sağlığı üzerine olumsuz etkilerini göstermeye başlamıştır. Balon balıklarının büyük kısmının yer aldığı Tetraodontidae familyasında ki türlerin çoğunluğunun tetrodotoksin (TTX) içerdiğine dair bilimsel çalışmalar mevcut olmasına rağmen, Türkiye kıyılarında yoğun dağılım gösteren bir balon balığı türü olan Lagocephalus sceleratus (Gmelin, 1789)türündeki toksin düzeyleri ve toksin düzeylerindeki mevsimsel değişimler ile ilgili ülkemizde bugüne kadar yapılmış toksisite çalışmaları kısıtlı düzeylerdedir. Kıyılarımızda yaşayan balon balığı türlerinin toksin içeriklerinin enstrümental olarak araştırılmasının, gerek güvenilir bir toksikolojik data oluşturulması açısından gerekse de kamu sağlığı açısından önemli olduğu düşünülmektedir.

Bu çalışma ile Türkiye kıyılarında yaygın bir dağılım gösteren ve özellikle yurt dışında önemli bir ticari potansiyele sahip Lagocephalus sceleratus türünün kıyılarımızdaki yayılım alanları; çeşitli av araçlarıyla avcılık yapan balıkçılardan ve olta balıkçılığı yapılarak yakalanacak bireyler aylık periyotlarla; soğuk zincirle laboratuvara ulaştırılarak, dağılımı, biyolojik ve ekolojik özellikleri belirlenmeye çalışılacaktır. Aynı zamanda LC/MS/MS cihazı kullanılarak belirlenecek olan farklı dokularındaki toksisitenin cinsiyete bağlı aylık değişimleri belirlenecektir. Bunların neticelenmesi aşamasında ise, gerekli mücadele yöntemlerinin araştırılması amaçlanmaktadır.

Çalışmanın diğer önemli istilacı türü ise Aslan balığıdır. İndo-Pasifik kökenli olan Aslan balığı (Pterois miles ve Pterois volitans), yerel ekosisteminde mercan kayalıklarda yaşayan zehirli deniz balıklarından oluşan bir cinstir. Kıyıya yakın yerler ile 50 metre derinlik arasındaki kısımlarda yaşarlar. Yavaş hareket etmesine rağmen hızlı büyüme performansı ve hızlı cinsi olgunluğa erişme performansı sergilerler. Beslenme konusunda seçici olmayıp, pusu kurarak avlanan bir predatördür. Zehri sadece yüzgeç ışınlarında olduğu için, tüketilmesinde bir sakınca olmayan ve akvaryum sektörü için oldukça etkileyici bir türdür. Aslan balığının son yıllarda kıyılarımızda görülme sıklığının arttığı belirtilmiştir. Zehirli ışınları ve başarılı bir predatör olmasından dolayı, Türkiye’nin balıkçılığı ve turizmi açısından da tehlike oluşturmaya başlamıştır. Bu bilgiler ışığında; Ege Denizi ve Akdeniz kıyılarında gerek dalgıçlarla, gerekse balıkçılarla anket çalışmaları yapılıp, gerekse dalışlar yapılarak, Aslan balığının yayılım alanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.

Ara