TEBLİĞ ÇALIŞTAYI

Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliğince; 2-5 Aralık 2019 tarihleri arasında 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ ÇalıştayıAntalya Belek’te gerçekleşti.

Üç gün süren Çalıştay’da;  Tarım ve Orman Bakanlığı Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ ATALAY, Avcılık ve Kontrol Daire Başkanı Melih ER, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, Hayvancılık Genel Müdürü Gönen VURANA, Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Ali GÜNEY, Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Merkez Birliği Genel Başkanı FarukCoşkun,Sür-Koop Bilimsel Tavsiye Komitesi Koordinatörü, Prof.Dr. Vahdet Ünal, Prof. Dr. Zafer Tosunoğlu, Prof. Dr. Firdes Saadet Karakulak, Prof. Dr. Ertuğ Düzgüneş, Sür-Koop Bölge Birlik Başkanları, kooperatif ortakları, Kadın Balıkçı Komisyonu temsilcileri yer aldılar.

Sempozyumun açılış konuşmasını gerçekleştiren Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜR-KOOP) Genel Başkanı Ramazan ÖZKAYA,“Bugün hepimiz bu toplantımıza sevinçli, ve pozitif bir heyecanla başlıyoruz. Balık varlığını sürdürülebilir hale getirmek ve gelecek nesiller açısından deniz varlıklarının korunması amacıyla Su Ürünleri Kanunu’nda, 48 yıldan bu yana yapılan en kapsamlı çalışmayı; gece-gündüz demeden Kanun’un çıkmasına olanak sağlayan; başta Genel Müdürümüz ve ekibine üniversitelerimizin değerli akademisyenlerine, TBMM’sinde desteğini esirgemeyen tüm milletvekillerimize, huzurlarınızda balıkçılar adına sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

Özkaya “Bir araya geldiğimiz toplantılarda, dile getirdiğimiz; 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’nda günümüz şartlarında ihtiyaç duyulan birçok değişikliklerin olması gereğini hep vurguladık. Bu kanunun çıkmasıyla, demek ki devlette ağır işliyor ama sağlam işliyor. Bu toplantımızda gündeme gelecek olan konular en küçük ayrıntısına kadar incelenmiş. Sonuçta yüzde yüz demeyeceğiz ama sorunlarımızın büyük bir çoğunluğunu çözeceğine inandığımız bir kanun değişikliği TBMM’imizden geçti. Şimdi bizlere düşen bir görev var; buna uygun Su Ürünleri Yönetmeliği’ni ve Balıkçı Barınakları Yönetmeliği’ni çıkartmada genel müdürlüğümüze destek vermek önerilerimizi sunmak  Bunun için bu çalışmada arzu ediyorduk ki, bu toplantımızdan bir gün önce Su Ürünleri Yönetmeliği’nin taslağını konuşmak ve bunun ardından da 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ’ini konuşmak istiyorduk. Fakat su ürünleri taslak yönetmelik yetişmedi.ancak hazırlanan taslak Bakanlığımızca bize gönderilince , tüm birlik başkanlarımıza ulaştıracağız. Birlik başkanlarımız üzerinde çalışmalar yapacak, akademisyenlerimiz araştırmalar yapacaklar. Bizler, birlik başkanlarımızla, yönetim kurulumuzla, değerli akademisyenlerimizle Türkiye’nin herhangi bir yerinde bir araya gelerek, bu taslağı irdeleyip, çalışmayya son halini , Merkez Birliği olarak yetkililere sunacağız.Amacımız 48 yıl sonra gelen ve bizleri mutlu eden bu Kanun’a ve yönetmeliğine de katkı sağlamak istiyoruz.” dedi.

Bütün çalışmalarının, arzularının, isteklerinin su ürünleri mühendislerinin bu kanunda yer alması yönünde olduğunun altını çizen Sür-Koop Genel Başkanı Ramazan ÖZKAYA, “Çünkü bu kanunun başarılı olabilmesi için önemli bir etken DENETİM.  Bu denetim mekanizmalarında, yetersiz denetim elamanları açığını kapatmak için su ürünleri mühendislerimizden faydalanılması, destek alınmasının önemini biliyoruz. Maalesef kanununda bu yer almadı, . Bir de çok arzu etmemize rağmen fahri müfettişlik kanundan çıkarıldı. Bunun dışında bizim tamamen serzenişte bulunduğumuz ve hepimizin denizlerdeki usulsüzlükler   olmamalı dediğimiz konuların bu kanunla çözülmüş olacağıdır . Tekrar söylüyorum, bu kanunda emeği geçen herkese teşekkür ediyor ve bu kanunun tüm balıkçılara, ülke balıkçılığımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.” Dedi.

Özkaya “En büyük sorunumuz olan şebeke’nin de bu kanunla ortadan kalkacağına inanıyoruz. Biz su ürünleri kooperatifçileri olarak diyoruz ki, denizler 3,5-4 ay dinlensin, stoklar kendine gelsin, balıklar ekonomik boya gelsin. Bu dönemde bakıyorsunuz her yerde şebeke var. Biz gırgır, trol yasak olsun, denizler dinlensin derken şu algı ortaya çıkıyor; gırgır, trola yasak, şebekeye serbest. Biz inanıyoruz ki bu kanun, iyi bir denetimle de bu sorunumuz son bulacaktır. Çünkü bu kanunda bunu yapan teknelere ‘el koyma’ var.  Usulsüz avcılık yapanlara karşı bu kanun bize büyük bir destek sağlayacaktır.” diye konuştu.

“Bu kanunun bize en büyük çıktısı; bölgesel balıkçılık ve kota  getiriyor olması.”

Özkaya, “Hesaplarımıza göre şuanda; kar, kış demeden denizde olan, geçimini balıkçılıktan sağlayan, yeşil ruhsatlı, 16 bin küçük balıkçımızın yakaladığı balığı ‘amatörler’ yakalıyor. Yakaladığı balığı satarak Haksız rekabete yol açıyorlar. Biz amatörler denizde olmasın demiyoruz.  Avlansın, ama 5 kg değil de 1-2 kilo yakalasın ve haftanın iki günü gitsin. Bize göre amatör  stres atmak zaman geçirmek ve yiyeceği kadar (1-2 Kğ)balık yakalamak Yakaladığı balığı satmayandır.  .. Yeni kanunla amatörler kayıt altına alınıyor bu sorunumuzun da çözüleceğine inanıyoruz.Bu kanunun bize en büyük çıktısı; bölgesel balıkçılığı ve kotayı getiriyor olması. bununla da, bölgesel yasaklar, göz açıklıkları vs. getirme şansımız doğuyor.” dedi.

15 cm aslan balığı yılda; 250 kg balık tüketiyor!

Son yıllarda kıyılarımızda iyice aratan istilacı balık türlerinin, ülke balıkçılığımıza ve ekonomisine vermişolduğu zararları çarpıcı rakamlarla ortaya çıkaran Özkaya, “Ülkemiz için çok tehlikeli olan ve zaman zaman bilmediğim halde konuştuğumuz istilacı türler var. Bunlardan Balon ve aslan balığı yapılan araştırmalarda, özellikle de aslan balığı büyük sıkıntılara yol açıyor. 15 cm aslan balığı yılda; 250 kg balık tüketiyor. Balon balığının zehiri, siyanürden 10 bin kat daha fazla zehirli olduğu açıklanıyor. 2 tondan, 100 mg zehiri çıkıyormuş. Bizden balon balığı isteniyor. Genel Müdürümüz bu konuda sizlere gerekli açıkamayı mutlaka yapacaktır.  Yakın zamanda belki istilacı türlere olabilecek taleple, balıkçımız bundan maddi kazanç sağlayabilirse, bu balıkları sürdürülebilir avlamaya da başlayabiliriz. Ama şu aşamada en büyük tehlike; her 3 haftada 1 istilacı tür Türkiye’egirmesidir. Yapılan araştırmada, Süveyş kanalına girişinden 1 gün sonra Gökova Körfezi’ne geliyor. Denizlerimizde inanılmaz bir sıkıntı var. Aynı zamanda bu istilacı türler, yaşadığı ortamda da başka balık türlerini yaşatmıyor. Bunu da gözardı etmemeliyiz.

Yakaladığımız balık, çok değerli. Bizim hiç arzu etmediğimiz; Bu balıklarımızın çoğunun balık un yağına gitmesine bizim gönlümüz razı değil.  Eğer 2 bin kilometreden gelen somon, hamsiye tercih ediliyorsa bu bizim ayıbımızdır. Onun için biz diyoruz ki, bizim yerel balığımız, yöresel balığımız dışardan gelen en iyi balıktan daha değerli balıktır. Bizim fabrikalara balık unu yetiştirme mecburiyetimiz yok. Biz balığı başka balık beslemek için yakalamıyoruz. Tabii ki sanayisi olacak, kuralları olacak, hiç itirazımız yok. Talebimiz, yakaladığımız balığın çok büyük çoğunluğunun insan gıdasına gitmesi yönündedir.Bizim yatırımımızın karşılığı balık. Balığı korumak zorundayız. Bizim geleceğimiz kota, geleceğimiz geleneksel balıkçılık…” diye konuştu.

2000 yılında 460 bin ton balık yakalamışız. 2007'de 528 bin ton, 2013yılında 338 bin ton. Bugünyakaladığımız 310 bin ton. Bu rakamlardoğrudeğildiyorsanız, bununsorumlusu da sizlersiniz. Biliyorsunuzlahozda, orkinosdaverilerindoğruolmamasındandolayıkotaalamadık. Yasakettirdik. Buradadoğruverivermeliyiz. Son 12 yıldayüzde 70 yakaladığımızhamsidedüşüş var. Bu oranhavaşartlarındanolabilir, doğrubilgivermeyenolabilir, TÜİK rakamlarınageçmemiş de olabilir, bunabirşeydemiyorum. Balıkçılarolarakyaşadığınızzorluşartları, zorluklarıbiliyorum. Gelin el eleverelim, aykırısesleridinleyelim. Bizimenbüyükçeşitliliğimizfarklıseslerin her türlüplatformlardakendiniifadeetmesidir. Hepinizisaygıyla, sevgiyle selamlıyorum.” dedi.

 

 

Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Ali GÜNEYyaptığı konuşmasında; “Bu kürsüler doğruları söylemek üzere kurulan kürsüler. Biz ilk öncekendihatalarımızıbalıkçılarolaraksöylemediğimiztaktirdeenbüyükyanlışıyaparız.

Senlerdir, 1380 sayılıSuÜrünleriKanununun ’un değişmesiniisteyenbizleriz. Ancakbukanunun da getirdiğivebizimkarşıtavırkoyduğumuzbazımaddeleri var. Örneğin, yenikanunun 2. Maddesi, ‘Bütündeniz av araçlarını’, yaniavcılığıbütünmeralarınıçiftliğeaçmayabaşlıyoruz. 24 metre, 18 metre. Bakınbuçiftliklerkurulduğuanda, denize 35-40 metrederinliğinekuruluyor. Bizimavcılığımızotomatikman 50 metreyeçıkıyor. Niye? Bu çiftliklere 200 metreyaklaşmayasağı var. Bundandolayı biz karşıçıkıyoruz.

Birde yakaladığımız, avladığımız insan gıdası olan hamsi bu çiftliklere yem olarak giriyor. Bakın burada balık avcısı kazanmıyor. Benim tuttuğum balığın kasasının yüzde 25’i komisyoncunun. Yani komisyoncu benimle kasadaki balığın 4/1’ine ortak.Niye, Ziraat Bankası’nın yeterli kredileri vermediğinden dolayı, ben gidiyorum komisyoncudan faizsiz olarak ihtiyacım olan parayı alıyorum. Ama balığıma fiyat koyma şansımı da elimden alınıyor. Bizim teknelerimiz endüstriyel balıkçı tekneleri değil. Bizim teknelerimizde balık işlenmiyor, avcı gemisi. Onun da çerçevesini hemen çizdiler; -kullandıkları alet ve araçlardan- dolayı endüstriyel diyoruz. Ama teknelerimiz endüstriyel değil. Amaç doğruyu söylemekse endüstriyel değil, bir birimiz kandırmaksa endüstriyel.” karşılığını verdi.

2 milyon 400 bin kişiye, -bire bir- ekmek sağlayan bir sektörü konuştuklarını ifade eden DEM-BİR Genel Başkanı AliGüney “Devletin 1 kuruş desteği olmayan 2003 senesinde, 2004 de başlayan, bir mazottan dolayı; ki bu her ortamda önümüze konan, ‘Size mazot desteği verdik…Size mazot desteği verdik… Daha ne desteği istiyorsunuz’ sözünden nefretlik geldi artık.  Yaa öbür tarafta yetiştiricilere verdiğiniz destek!Bize de ‘al, fazla balık tutmama desteği’ ver. Kanunla çok sıkıntılarımız olacak, cezalardan dolayı pazarlıklar başlayacak. Sahil Güvenlik şimdiden keyfi cezalar yazmaya başladı. Yönetmeliklerde düzenlemeler yapılmazsa hepiniz ışıkla avcılıktan ceza yiyeceksiniz. Örneği var. Keyfi cezalar artarak çoğalacak. Bu durumdan balıkçılarımız olsun, Genel Müdürlüğümüz olsun çok sıkıtılar yaşayacağız. Bunları yaşamak istemiyoruz.” Dedi.

Güney, “Akademisyenler, bakanlık ve balıkçı kuruluşları olmadan yapılan araştırmayı da biz kabül etmiyoruz. Bu üçlü birarada bu bilimsel araştırmaları yapacak. Hangi yasak gelirse gelsin altına ilk imzayı biz atacağız. Sıkıntımız çok büyük. Sektör darboğazın altında. Hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım” diye konuşmasını sonlandırdı.

 

“Balıkçılık Hepimiz İçin Bir Tutku”

Ege Üniversitesi, Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi, ve Sür-Koop Bilimsel Tavsiye Komitesi Koordinatörü, Prof.Dr. Vahdet Ünal, “Bu organizasyonu sağladıkları için SÜR-KOOP Merkez Birliği büyük bir alkışı hak ediyor. Böyle bir platformda tüm bileşenleri bir araya getirdikleri için içtenlikle teşekkür etmek istiyorum.  Bu çok ihtiyacımız olan bir platform. Her açıdan farklı görüşler, farklı temsilciler, paydaşlar aynı ortamda fakat tek bir amaç için bir aradayız. Farklı perspektiflerden bakabiliyoruz, sağlıklı olan da bu. Onun için buralardayız, onun için tartışacağız. Dolayısıyla şunu söylemek isterim. Sadece balıkçı için değil, balıkçılık hepimiz için bir tutku. Biz de bu meslekten ekmek yiyoruz. En az sizin kadar biz de balığı önemsiyoruz. Ama gerçekleri göz ardı edemeyiz. Ne balıkçı olarak, ne akademisyen ne de idari kesim olarak, kendimize yalan söylemeyeceğiz. Önce mevcut tablonun güzelce bir fotoğrafını çekip önümüze koyacağız. Ne var orada. Yüzleceşeğiz… Aşırı avcılık var mı? Var. Dünyada var zaten. 1885 yılında kuzey denizinde av miktarlarında düşme tespit edilmiş ve aşırı avcılıktan bahsedilmeye başlanmış. Kanada bu konuda literatüre girmiştir;  1990 lı yılların başında o en değerli tür morina stoklar çökmüş, 40 bin balıkçı işsiz kalmış. Şimdi bunları literatürden biliyoruz. Bunu başka örneklerle de destekleyebilirim. Ama çok çarpıcı olması açısından; bakın bu aşırı avcılık Kanada devletine 400 milyon Kanada Doları’na mal olmuş. 2 yıl balıkçılığa her yeri kapatıyorlar ve o stok kendisini toparlayamadı. Dolayısıyla hamsi de bitebilir, barbun da bitebilir, denizler de bitebilir. Okyanusların  elmasları dedikleri çok değerli, bir tanesinin 2 milyon dolara satılmış; 1 adet orkinos balığı 2 milyon dolar!Bunu korumak o kadar zor ki, eğer bir balık 2 milyon dolara alıcı bulabiliyorsa her türlü şey dönüyordur.” diye konuştu.

Ünal, “Balıkçı dostlarımızın nasıl zor, meşakkatli bir  meslek yaptıklarının, denizleri, denizlerde çalışmanın zorluklarının  farkındayız. Şunu bilmenizi istiyorum. Balıkçılıkta mücadelinin ilk günden bugüne kadar amatör ruhu, bir şeyler yapma, bir şeyleri daha iyiye taşıma çabasını zerre kadar kaybetmedik. Bu mücadeleyi dürüstçe revize edilen kanunumuzun, olan bu değişikliklerin balıkçılığımıza, bizlere tüm sektöre hayırlı olmasını diliyor, teşekkür ediyorum.”

 

Sözlerine Sür-Koop Genel Başkanına ettiği teşekkürle başlayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, Hayvancılık Genel Müdürü, Gönen VURANA; ‘bizler buraya sadece dinlemeye geldik, sizlerin sorunları aynı zamanda bizlerin de sorunları. Her alınan kararın arkasından mutlaka sıkıntılı bir süreç yaşanıyor. Önemli olan bu sıkıntılı süreci ortak akılla, ortak paydada buluşarak en kısa sürede çözebilmektir. Burada birçok paydaşı bir araya getirmiş olmanız mutluluk verici, ne mutlu ki sizler işinize sorumluluklarınıza sahip çıkıyorsunuz. Şunu söylemeliyim ki, el ele vererek, birlikte yürümeliyiz. Bu çalıştayın sonuçları sadece sizlere değil aynı zamanda bizim ülkemize de örnek teşkil edecektir. Çalıştayın hayırlara vesile olmasını dilerken sizlere Sayın Bakanımız Dursun OĞUZ’un selamlarını iletiyorum ve T.C. Tarım Bakanına saygılarımı sunuyorum. ‘ diyerek konuşmasını sonlandırdı.

 

 

 

2006 yılından bu yana tartışılan, iyisiyle, kötüsüyle 48 yıllık uzun bir bekleyişin ardında 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu’ndaki düzenlemenin TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildiğinin altını çizen Tarım ve Orman Bakanlığı Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ ATALAY, konuşmasına Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir PAKDEMİRLİ’nin selamını ileterek başladı.

Balık Bağırıyor, ‘Benim neslim tehlike altına girdi’

Bazı mecralarda ‘balıkçı dinlenmiyor’ gibi ifadelerin yer aldığını belirten Genel Müdür ATALAY, “Bugüne kadar, daire başkanımızdan, genel müdür yardımcımızdan, genel müdürden randevu isteyip görüşemeyen birisi var mı aranızda?” sorusun yöneltti.

Atalay, “Tahmin ediyorum yoktur. Akademisyenlerimizi biz zaten davet ediyoruz. Yani dolayısıyla balıkçı bizi nereye çağırırsa biz herzaman onun yanındayız. Ve her zaman da kapılarımız onlara açık. Bunu da bu vesileyle belirtmek istiyorum. Bir canlının can çekiştiğinin, hayati tehlikesinin, neslinin  tehlike altında olduğunun bir göstergesi, bir belirtisi de boyunun küçülmesidir. Boyu küçülüyor mu? İnce balık oluyor mu? Eski büyüklüğünde hamsi, istavrit, mezgit bulabiliyor muyuz? Bakın Balık Bağırıyor, ‘Benim neslim tehlike altına girdi’ diye, bunu duymamız gerekiyor. Yani bu duruma sebep balıkçı mı? Çok tartışılır… Balıkçıdan önce çok daha önemli faktörler var. Onları da düzeltmemiz gerekiyor ama balıkçılığın etkisi var mı? Evet var, onu da kabul edelim.” Dedi.

Eğer veriniz yoksa, akademisyenlerimiz boşa çalışır, devletimiz boşa çalışır, iki sene sonra da sizler de boşta kalırsınız.

Ülke kaynaklarını daha verimli kullanılabilinmesi için, kayıt altına alınmasının gerekliliğini, bunun için de kaynaklar hakkında tam, doğru ve kaliteli veriye ihtiyaç duyulduğunu, doğru verinin, aynı zamanda dünyada stokların paylaşımında ülkemizin haklarımızın korunması aşamasında çok büyük önem ve değere sahip olduğuna dikkat çeken Atalay, “Küçük balıkçıya, tekneksi 10 mt küçük balıkçılara sadece bilgi versin diye bir bedel ödüyoruz. Ama yine doğru bilgi gelmiyor. Küçük balıkçı bunu lahozda yaşadı. Büyük balıkçı bunu orkinosta yaşadı. İki hafta önce Genel Müdür YardımıcımızTurgay Türkyılmaz’la birlikte Yunanistan’da toplantıdaydık, kalkana kota geldi. Çok değil İki-üç sene sonra hamsiye kota gelecek. Diyecekler ki, hamside ülke olarak sizin toplam avlanabilir kota miktarınız 100 bin ton veya 200 bin ton diyecek. Çünkü 2018 yılında kayıtlara 98 bin ton olarak geçti. Size 100 bin ton veriyoruz tamam diyecek, artık 100 bin ton da Gürcistan’ın var diyecek. Karadeniz’de toplam avlanabilir kota örnek 400 bin ton, 100 bin Türkiye’nin, 100 bin Gürcistan’ın daha fazla yakalatmıyacak. Ben CSR i tanımam, bana sormadınız, uygulamıyoruz diyemezsiniz. Ülkeler birbirlerinin kurallarına saygı duymak zorunda kalıyor. Bunu bir defa kabul etmemiz gerekiyor. Uluslararası bir sözleşme varsa, burada güçlü olabilmeniz için istatisliğinizin, verileriniz kuvvetli olması lazım. Eğer veriniz yoksa, akademisyenlerimiz boşa çalışır, devlet boşa çalışır, iki sene sonra da sizler de boşta kalırsınız. Verileriniz tam ve sağlam olması gerekiyor” diye konuştu.

Balıkçılıkta günü birlik uygulamalardan kaçınılması gerektiğini, her balığın hareketine göre bir kural değişikliğinin balıkçılığın yönetilemez hale gelmesine neden olacağını belirten Atalay, “Eğer bir kural konmuş ise -ki bu tüm dünyada da uygulanan sistem budur-  o sene acısıyla tatlısıyla öyle geçecek. Sonraki yıllarda, yaşanan durum, balığın bir alışkanlığı haline mi geldi? Gerekli tartışmaları yaparız, bilimsel verileri ortaya koyarız ve yeni süreci ve kuralı ona göre belirleriz. Burada bakanlığımızın hedefi hem korumak, hem de sürdürülebilirliği sağlamaktır.” dedi.

Cezalar Caydırıcı ve Yaptırıcı Olacak

Şebeke ile ilgili 1882 yılından bu yana yasak ve cezaların olduğunu, ancak uygulanan para cezasının caydırıcı olmadığının altını çizen Atalay, “Lakin şebekenin cezası 1.600 lira idi. Şimdi tekneye el konulacak. Hadi şimdi çalışsınlar; o troller, şebekeler. 1 ocak 2020 tarihinden itibaren ilk işim, o şebekelere bulunduğu yerde el koydurturmak olacak. Çünkü gerçek çalışan balıkçının hakkını resmen çalıyor. Balığı denizden çıkartma hakkı tabiki balıkçıya aittir, ruhsatlıdır, legal iş yapıyordur. Lakin o balık, balıkçının değildir, 81 milyon insanın hakkıdır. 81 milyonun hakkını balıkçının aracılığıyla ulaşması lazım. Ama onun arasından hırsız gibi çalanlara izin vermeyeceğiz. Bedeli de her ne olursa olsun. Cezalar caydırıcı ve yaptırıcı olacaktır.” Dedi.

İstilacı türlerle ve özellikle balon balığı ile mücadele için çok çalışıyoruz. Bu sene bir bütçemiz var. Yabancı ülkelerle anlaşmaya çalışıyoruz. Balık başına destek vereceğiz.

Bir tebliğin çıkması için tarım il, ilçe müdürlüklerinden, ilgili kamu kuruluşlarından; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan, Ulaştırma Bakanlığı’ndan, Sahil Güvenlik’ten, Jandarma Genel Komutanlığı’ndan, Bakanlığın Araştırma Enstitülerinden, sivil toplum örgütlerinden, Su Ürünleri Kooperatifleri ve Birliklerinden, olmazsa olmaz Üniversitelirimizden, ithalatçısı, ihracatsı ile sektör temsilcilerinden sözlü ve yazılı görüşlerini mutlaka alıyoruz. Burada alıncak kararlar, ülkemiz ve balıkçılığımız için hayırlara vesile olur, hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyor, saygılar sunuyorum.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

 

 

“Genç Balıkçı Projemiz Onaylandı”

Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği’nin bilimsel araştırmalarıyla ortaya çıkan sonuçlarda; özellikle genç balıkçıların, balıkçılıktan uzaklaşmasını engellmek için Genç Balıkçı Projesi’başlığıyla bir çalışma başlattıklarını dile getiren Sür-Koop Genel Başkanı Ramazan Özkaya, “Genç Balıkçı Projemiz bugün onaylandı. Biz genç balıkçılarımızın sistemde kalması için çalışmamıza hemen start vereceğiz. Hedefimiz, balıkçılığımızın da daha bilinçli yapılması, daha yüksek verime ulaşmasını sağlamak. Sektörün gelişmesine katkıda bulunmak amacıyla, nitelikli iş bulmaya çalışan ve belirlediğimiz kriterlerde ki gençlerimizi eğitimlere alacağız. Her bölgemizden genç balıkçıları misafir edeceğiz. Kısa süre içerisinde belirleyeceğimiz bu kriterleri web sayfamızdan duyurusunu yapacağız.” diye konuştu.

 

Toplantı öğleden sonra Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz Bölge balıkçılarının Akademisyenler eşliğinde ayrı ayrı toplantı salonlarındaki görüşmeleri ile devam etti.  Bütün bölgelerden alınan görüşler, toplantının ikinci günü büyük salonda birleştirilerak tartışmaya açıldı. Rapor alınan görüşler Sür-Koop tarafından derlenip bakanlığa sunularak, 4 yıl geçerli olacak olan 5/1 Numaralı Ticari Amaçlı Balık Avcılığını Düzenleyen Tebliğ’de yer alması için gerekli çalışmalar yapılacaktır.

 

KARADENİZ BÖLGESİ 2. GÜN PANELİ

 

MARMARA BÖLGESİ 2. GÜN PANELİ

 

EGE BÖLGESİ 2. PANELİ

 

 

AKDENİZ BÖLGESİ 2. GÜN PANELİ